Kağıthane Cad. Limon Sok. No:20/a, Çağlayan İstanbul
0212 240 42 42
0532 236 69 05

vitray tarihçesi

  • Vitray

    {phocagallery view=category|categoryid=67|limitstart=0|limitcount=0|detail=5}

    Vitray ve Cam Sanatları

    Işığın camda dansını yakalayın

    Kalıcı eserler yapmanın keyfini yaşamak istiyorsanız ışığın camla dansını yakalayın .

    Işığın camda dansının sanata yansıması her mekan ve ortamda hayatınızı renklendirir .

    Işık cam ve sanatın birleşimini iç ve dış mekanlarda otel,tatil köyü,restaurant,bar konut ve iş yerlerinde uygulamaktayız .

    Günümüzde Çok Yaygın Olarak, Evlerde, Otellerde, Yemek ve Evlerin Salonlarında, Camilerde ve Bunun Gibi Birçok Mekanda Çok Amaçlı Kullanılan Bir Sanat Tekniği Olan Vitraya, Kısaca Hayallerin Camda Hayat Bulduğu Yer Diyebiliriz .

  • Vitray Tarihçesi

    Birbirinden farklı renklerde camın usta ellerde şekil bulması ve ışıkla buluşmasının adıdır  VİTRAY.

    Vitray sanatı, görsel bir zenginlik olması sebebiyle sanatsal açıdan bir eğitim ve yaratıcılık gerektirmektedir.

    Vitray sanatında son nokta olan Tiffany vitrayı anlatmadan önce, kısaca vitrayın tarihinden bahsetmek isteriz.

    Vitray tekniği 9. ve 10. yüzyıllarda geliştirilmiştir.

    İlk zamanlarda vitray, kesilen camların kurşun çıtaların arasına konmasıyla yapılıyordu.

    Günümüzde ise kurşunun yerini bakır folye aldı.

    Değişik renklerde cam elde etmek için, cam kumuna ve camın yapıldığı öteki maddelere çeşitli mineral tuzları veya metal oksitleri karıştırıldı.

    Bazı renkler (örneğin bakır tuzlarıyla elde edilen kırmızı) normal kalınlıkta bir camın ışığı geçirmesine olanak vermeyecek kadar koyudur.

    Böyle durumlarda çok ince bir renkli cam levhayla daha kalın bir renksiz cam levha üst üste konurdu; bu işleme kaplamadenirdi.

    Bazı renkleri elde etmek için ise, iki ayrı renkteki cam levha üst üste konurdu; örneğin beyazla mavi, yeşille kırmızı ve sarıyla kırmızı bir arada kullanılırdı.

    Daha sonra camlar, örnek üzerindeki motiflere uygun olarak kesilirdi.

    15. yüzyıla değin kesme işlemi, ateşte kızdırılmış demir uçlarla yapılırdı.

    Bu tarihte elmas uçlar kullanılmaya başladı.

    Daha sonra bu parça camlar, geçici bir çerçeveye oturtulur ve boyanırdı.

    Cam renkli olmakla birlikte, genellikle üzerini ayrıca boyamak gerekirdi.

    Grizaydenen bu tür boyama, içine madensel tuzlar ve toz haline getirilmiş mineraller katılarak; dövülmüş cam tozundan, koyu renkli bir boyayla yapılırdı; bu boyaya da grizay adı verilirdi.

    Adı geçen maddeler şarap veya bir başka sıvıyla karıştırılırdı.

    Sürüldüğünde cama iyi yapışması için bu boyanın içine reçine veya sakız eklendiği de olurdu.

    Bazı renkler ışığı ötekilerden daha çok geçirir.

    Fazla parlak renkli camların tonunu yumuşatarak resme bütünlük kazandırmak, ayrıca figürlerin dış çizgileriyle ayrıntıları çizmek için de grizay kullanılırdı.

    Genellikle siyah veya kahverengi olan grizayı dış etkenlerden korumak için, bu boya camın iç yüzüne sürülürdü.

    Ama gotik pencerelerde, dış yüze grizay sürüldüğü de olurdu.

    Resmin bazı yerlerini daha belirgin hale getirmek için bazı noktalarda boya kazınırdı.

    Bu iş yani bazı yerlerde camın rengini boyayla koyulaştırma, bazı yerlerde de kazıyarak açma, vitray yapmanın en önemli aşamalarından biriydi.

    Vitray, 14. yüzyılda resim sanatında yaşanan hızlı gelişmeden etkilendi.

    Artık vitray gerçek bir derinlik hissi uyandırabiliyordu.

    Hafif tonlardaki camların üzerine yerleştirilen figürlerle, renk kullanımı değişti.

    Grizay yöntemiyle gölgelenerek yuvarlaklaştırılan figürler ve yapının figürlerle ilişkili olduğunu düşündüren tarzdaki mimarlık çalışması, bu derinlik etkisini daha da güçlendiriyordu.

    Yüksek Rönesans dönemi mimarlığında ve sonrasında vitray çok az kullanıldı.

    Bu tutum 19. yüzyılda, gotik sanata duyulan ilginin yeniden canlanmasıyla eski yapıların restore edilmeye ve gotik üslupta yeni kiliselerin yapılmaya başlamasına değin sürdü.

    19 yüzyıl sonunda ABD’de Louis Camfort Tiffany, geliştirdiği yeni teknikle (bakır folye sistemi) vitrayı iç dekorasyonun sevilen bir ögesi haline getirdi.

    Bizde ise vitray, renkli camların alçıyla birleşmesi şeklinde kendisini göstermiş ve Revzen adını almıştır.

    Alçının tabiat şartlarından zarar görmemesini sağlamak için bu pencereler yapıda duvarın iç yüzüne yerleştirilir ve bu nedenle içlik diye anılırdı.

    Daha iyi bir koruma sağlamak için de duvarın dış yüzüne gelecek gibi dışlık denilen daha basit ve renksiz camdan pencereler kullanılırdı.

    Osmanlı sanatının hemen her alanında olduğu gibi revzenin de en ileri düzeye ulaştığı dönem 16. yüzyıldır.

    Osmanlı Devleti de yapılarında cam süsleme sanatını kullanmıştır.

    Cami, konak, saray, türbelerde cam süsleme sanatı vitray eserlerine rastlamak mümkündür.

    Topkapı Sarayı, Şehzade Türbesi, Süleymaniye Camii, Yeni Cami pek çok değerli yapı, ışıkla hayat bulan bu sanatla süslenmiştir.

    Tiffany Vitray

    Amerikalı sanatçı Louis Camfort Tiffany oluşturduğu yeni teknikle, o güne değin vitray hakkında oluşan tüm kanaatleri değiştirdi; vitray, sadece mabet ve şatolarda değil mütevazı mekânlarda da kullanılmaya başladı.

    Tiffany, vitray yapımında kullanılan kurşun yerine, tek tarafı yapışkanlı ve değişik kalınlıklarda (5/32, 11/64, 3/16, 7/32…) bakır folyeler kullanmaya başladı; camların etrafı bakır folyelerle sarıldıktan sonra yan yana getirilip lehimlenmesiyle vitray yapımı gerçekleşti.

    Tiffany vitray yapımı şöyle: Yapılacak desenin kalıpları, istenilen renkteki camların üzerine çizilir.

    Daha sonra elmasla cam kesilir.

    Kesilen camlar, kesim sırasında cam etrafında oluşan çapakların temizlenmesi maksadıyla rodaj makinesinden geçirilir.

    Camlar, bakır folye ile sarılmadan önce ısıtılır.

    Böylece bakır folye cama daha iyi yapışır.

    Folyelenmiş camlar desen üzerinde yan yana getirilerek lehimlenir.

    Ön ve arkası lehimlenen vitray, ıslak bir bezle temizlenir.

    İsteğe bağlı olarak da lehim üstleri siyah veya bakır renginde okside yapılır.

    Kabaca yapımını anlattığımız Tiffany vitray oldukça meşakkatli bir sanat dalıdır.

    İyi bir ustalık yanında çelik gibi bir sinir ve sabır ister.

    Vitray, Renk ve Işık

    Işık , özellikle iç mekânların atmosferini etkileyen önemli ögelerin başında gelmektedir.

    Mekânlarda renklerin kullanımı ise; sıcaklık, soğukluk, derinlik, genişlik gibi birçok farklı algıya neden olur.

    Bu iki önemli ögeyi kullanarak mekanlarınızın karakterinde farklılıklar yaratmanızın en etkin yollarından biri de kuşkusuz cam sanatlarının kullanımıdır.

    Kapılar, pencereler, seperatörler, dolaplar gibi birçok farklı alanda kullanılabilen “vitray” farklı kalınlık, boyut, şekil, bizote ve form gibi değişkenleri ile; ortama giren ışığın kuvvet ve etkisinde ciddi farklılıklara yol açmaktadır.

    Işık, vitray camlarının dokularını ortaya çıkarmakta, ışığın azlığı ya da çokluğuna göre camların renkleri çeşitli tonlara bürünmektedir.

    Vitray sanatı, ışıkla çeşitli nitelik kazanan rengin, yaşam alanlarınıza dolmasının en güzel halidir.